İmam Ebu Hanife, Ebu Yusuf, Ibrahim en-Nehai ve Basralı bir kısım ulemaya göre sarhoş edici içecekler şu kısımlara ayrılır:
Katî hamr (şarap), içtihâdî hamr (et-Tılâ, Nekî’u’t-Temr, Nekî’u’z-Zebîb)* ve (hamr olmayan) sarhoş edici özelliği olan diğer içecekler.
- Kısım: Katî hamr: Azını da çoğunu da içmek haramdır, necistir, sarhoş olmasa da içene had cezası icap eder.
- Kısım: İçtihâdî hamr: Azını da çoğunu da içmek haramdır, necistir, sarhoş olmadıkça içene had cezası icap etmez.
- Kısım: Hamr olmayan sarhoş ediciler: Sadece sarhoş edecek miktarını tüketmek haramdır, necis değildir, sarhoş olmadıkça tüketene had cezası icap etmez.
3. Kısmın hükmüne dair deliller:
- Delil: İbn Abbâs: “Hamr bizatihi haramdır (harâm liaynî). Diğer içeceklerde de sarhoşluk/sarhoş edecek miktar haramdır!” [Tahâvî, Şerhu Me’âni’l-Âsâr, 2/324; Nesâî, no. 5684]
- Delil: Hz. Ömer’e sarhoş olan biri getirildi. Hapsedilip ayılınca had uygulanmasını emretti. Sarhoş olan adamın içecek kabı getirilince Hz. Ömer içindekinin tadına baktı. Sertleşmiş nebiz olduğunu fark edince onu su ile sulandırdı/sertliğini kırdı. Onu içtikten sonra şöyle buyurdu: “Şununla sarhoş olma arzusu galebe çalarsa işte böyle sertliğini alın/sulandırın (ki içtiğinizde sarhoş olmayasınız)!” [Muhammed, Kitâbu’l-Âsâr, s. 119; Abdurrezzâk, Musannef, 9/223 no. 17015]
- Delil: Adamın biri Hz. Ömer’e ait olan bir su kabını alıp içindekini içti. Sarhoş olduktan sonra Hz. Ömer’in huzuruna getirildi. Adam, “ama senin su kabından içitim” diyerek kendini savunmaya çalışsa da Hz. Ömer, “ben sana sarhoş olduğun için had cezası uygulayacağım (içtiğin için değil)!” [Tahâvî, Şerhu Me’âni’l-Âsâr, 2/326; bzr: Abdurrezzâk, Musannef, 9/206]
- Delil: İbn Ömer: Şuna tanık oldum: Rasûlullâh’a (s) bir içecek getirildi ve bardağına dolduruldu. Rasûlullâh (s) onu geri çevirdi. Haram olup olmadığı sorulunca, su istedi ve getirilen içeceğin içine bir kaç kere kattı. Sonra şöyle buyurdu Fahrikâinât: “Bu tür içeceklerle sarhoş olma arzusu kabardığında onların sertliğini su ile kırın!” [Tahâvî, Şerhu Me’âni’l-Âsâr, aynı bölüm]
- Delil: Ebu Mûsâ el-Eş’arî: Rasûlullâh (s) beni ve Muâz’ı Yemen’e göndermişti. Biz: “Ey Allah’ın elçisi! Yemen’de iki tane içecek var. Biri buğdaydan diğeri arpadan mamul. (İkisinin de sarhoş edici özelliği varken) biz ne içelim?” Rasûlullâh: “İçin ama sarhoş olmayın!” [Tahâvî, Şerhu Me’âni’l-Âsâr, 2/327]
- Daha çok delil ve izah için bakınız: Fethu’l-Mülhim, ilgili kısım.
Bu konudaki ihtilaflar, 3. kısım sarhoş edici özelliği olanların eğlenme/keyif dışındaki kullanımı hakkındadır. Eğlencesine tüketilmesi ittifakla haramdır. [Merğinânî, Hidâye, 4/397]
3. kısımdakileri gıda takviyesi,baharat ve tedavi için kullanmak caizdir. Ancak eğlence ve keyif için olursa icmaen helal olmaz. İmâm Ebû Yûsuf “Emâlî”sinde bu konuda şöyle demiştir: “Eğer niyeti sarhoş olmaksa azı da çoğu da, attığı her adımı ve oturduğu her saniyesi haramdır!” [Kâsânî, Bedâî’, 5/116]
Şunu gözden kaçırmamak elzemdir: Eskiden bu tür içeceklerin temel gıda/besin hüviyeti de vardı. Günümüzde “içki” dediğimiz ürünlerin tamamen eğlence ve keyif için üretildiği aşikar olduğuna göre ulema arasında geçen ihtilaflar ve serdedilen deliller asla içki veya uyuşturucu gibi maddeler için mevzubahis değildir. Bu amaçla tüketilenler için Peygamber Efendimiz (s) şöyle buyurmuştur: “Cebrail bana gelip dedi ki: Ey Muhammed! Allah içkiye, üretene ve ürettirene, içene, taşıyana ve taşıttırana, satana ve satın alana, servis edene ve servis edilene lanet etmiştir!” [Müsnedi Ahmed, no. 2897]
Binaenaleyh; Sarhoş edici özelliği olup kullanım amacı baharat/tatlandırmak (misal: muskat cevizi, haşhaş tohumu, aromalardaki etanol vs.) ve tedavi/gıda takviyesi (misal: ilaçlar içerisindeki etanol) olan gıdalardaki ölçü sarhoş olmaktır. Sarhoş olacak miktar haramken bunun altındaki miktar caizdir. Sırf eğlence ve keyif için üretilen sarhoş edici ürünlerin ne azı ne de çoğu helaldir. Allahu A’lem!
*et-Tılâ: Pişirilmiş üzüm suyu (sıkım). Eğer pişirilme sonucu 2/3’si gidip pekmezimsi bir hal alırsa yukarıda sayılan şartlar muvacehesinde tüketimi helal olur.
Nekî’u’z-Zebîb: Kuru üzümün (pişirilmeden) suda bekletilmesiyle oluşur. Tatlı olduğu müddetçe helaldir. Keskinleşirse içilmesi haram olur. Bir kere kaynatılırsa yukarıda sayılan şartlar muvacehesinde tüketimi helal olur.
Nekî’u’t-Temr (Seker): Hurmanın (pişirilmeden) suda bekletilmesiyle oluşur. Tatlı olduğu müddetçe helaldir. Keskinleşirse içilmesi haram olur. Bir kere kaynatılırsa yukarıda sayılan şartlar muvacehesinde tüketimi helal olur.
Rasûlullâh efendimiz (s) “hamr şu iki ağaçtandır: hurma ve üzüm” [Müslim, no. 1985] buyurmasıyla haram olan içeceklerin genel çerçevesini çizmiştir. Hz. Ömer [Nesâî, no. 5715] ve İbn Mesûd [Kudûrî, Şerhu Muhtasari’l-Kerhî, 9/360] gibi fakih sahabiler de uygulama ve buyruklarıyla kaynama ve tatlılığını koruma gibi şartlarla bize bu genel yasağın istisnalarını gösterip yine şâriin şeriatını bizlere izhar etmişlerdir.
Şunu da unutmamak gerekir ki hamrın haramlığı sarhoşluk illetinden değildir. Öyle olsaydı domuz gibi bizatihi haram kılınmaz sarhoş etmeyecek miktarı helal olurdu [Tecrîd, no. 29547]. Buradan yola çıkarak hamrın (şarabın) haramlığını rasyonel/talîlî bir sebebe değil tevkîfî/taabbudî bir sebebe bağlayabiliriz.
Hamza Çiçek, 27.12.2025

Yorum