Rasûlullâh (s):
“Buluntu mal (Lukata) helal değildir! Onu bulan bir sene ilanda bulunsun. Sahibi gelirse versin. Yoksa tasadduk etsin.” [Kâsânî, Bedâi’, 6/202]
İbn Mesûd (r), (sonradan başkasına ait olduğunu öğrendiği) bir malı satmıştı. Sahibini bulamayınca satıştan elde ettiği parayı tasadduk etti. Sahibi için şunu dedi: “Eğer bu yaptığımızı kabul etmezse sadaka sevabı bizim olur, parasını da iade ederiz. (Yok eğer kabul ederse sadaka sevabı onun olur). Yitik mal konusunda da böyle yapılır” [İmam Muhammed, Asl, 9/505]
Yitik mal, eğer onu koruma amacıyla aldığına şahit tutarsa onu bulanın indinde emanet mal gibidir. Sahibini bulursa iade eder. Çünkü meçhulün temliki caiz değildir [Hidâye]. Zira mal, kayıp olmakla mülkiyetten çıkmaz. [Binâye, Aynî, 7/330]
İlan etmeye gelince:
Hidâye, Mebsût, Yenâbî’, Cevâhir, Muhtârâtu’n-Nevâzil, Vikâye ve Muzmerât sahiplerine göre sahih olan ilan süresini yitik malı bulan kişinin kendisi, bulduğu malın değerine göre takdir etmesidir. [İbn Kutluboğa, Tashîh, 305-306]
İlan çarşı ve cami kapıları (gibi insanların toplandığı ve malın sahibine ulaşmanın olası olduğu yerlerde) yapılır. [Cessâs, Şerhu Muhtasari’t-Tahâvî, 4/45]
İmamlarımız dedi ki:
Yitik malı bulan o mala sahip olmaz. Fakirse (ilan müddetinden sonra) o maldan istifade eder. Zenginse tasadduk eder. [Kudûrî, Tecrîd, 8/3867]
Malın sahibi bulunduğunda ve mal tasadduk edildiyse malın sahibi muhayyerdir:
(Ya tasadduku kabul eder ve sevabı alır), ya malı bulandan parasını geri alır, ya da kendisine tasadduk edilenden parasını alır. Mal hâlâ fakir olan kimsedeyse onu geri alır. [İbn Nuceym, Bahr, 5/166]
Hz. Ömer’den (r) rivayet edildiğine göre yitik mal bulup, onu bir süre ilan ettikten sonra kullanan bir kimseye bulduğu malın değerini beytülmâle ödemesini emretmişti. [el-Asl, 9/506] Buradan da anlaşılıyor ki, tasaddukta temlik şartı/bir fakire verme şartı yoktur.

