Muhammed b. Şemsuddîn’in yeğeni zeki bir genç olan Muhammed Bedruddîn bana Vitir namazından sonra kılınan namazlar hakkında sordu. Talebe ve hocalardan oluşan bir grup ile bu meseleyi ele aldıklarını, lakin hiç birinin bir nakil getiremediğini belirtti. Caiz olduğuna dair bir delil bulamayınca “Vitir namazı gece namazlarınızın sonu olsun!” [Buhârî, no. 953; İbn Ebî Şeybe, no. 6702] hadisinden yola çıkarak onun mekruh olabileceği sonucuna varmışlar. Dedim ki: “İmam Husâmuddîn’in teravih namazı, İmam Tahâvî’nin ise vitir namazı hakkında yazısı vardır. (Onlara bakabilirsiniz).” Bunun üzerine benden bu konu hakkında bir şeyler yazmamı istedi.
Böylece derim ki:
İmam Husâmuddîn Sadruşşehîd (Allâh ona merhamet eylesin) şöyle buyurmuştur: “Meşâyıh1 (Allâh onlara merhamet eylesin) Terâvîh’in sünnet olup olmaması hususunda ihtilaf ettiler. Kimisine göre sünnet değil, nafiledir. Kimisine göre ise sünnettir ki doğru olan da budur.
Hasan b. Ziyâd’ın, İmam Ebû Hanîfe’nin teravih namazını sünnet kabul ettiği görüşünü rivayet etmesiyle bu ihtilaf ortadan kalkmıştır. Bu ihtilafın sebebi ise Rasûlullâh’ın (sallallâhualeyhivesellem) teravih namazını bazı geceler ikame edip bazı geceler terk etmesindendir. Eğer devamlı kılsaydı onlar üzerine farz olacağından korkmasından ötürü terk ettiğini de beyan etmiştir (ki bu onun kuvvetini göstermektedir. Misvak sünneti de bu minvaldedir). (Rasûlullâh’ın vefatından) sonra Hulefâ-i Râşidîn bu namaza düzenli ve aralıksız bir şekilde devam etmişlerdir. Rasûlullâh (sallallâhualeyhivesellem) ise şöyle buyurmuştur: “Size düşen benim ve benden sonraki halifelerin sünnetine yapışmaktır.” [Ebû Dâvûd, no. 4607, Tirmizî, no. 2676]
Teravih Namazı Sünnet mi? Sünnet Oluşunun Delilleri
Hasan b. Ziyâd, İmam Ebû Hanîfe’den şöyle rivayet etmiştir: “Ramazan aynının gecelerini namazla ikame etmek sünnettir ve terk edilmez. (Başka bir rivayette:) Her mescit ehli/cami cemaatı, Ramazan’ın her gecesinde mescitlerinde beşer kere “tervîha” (yani ikişer kılmak üzere her dördüncü rekatın ardından bir dinlenme arası) ile teravih namazını kılmaları gerekir. Onlara bu namazda her rekatta on ayet veya buna denk miktar okuyacak ve iki rekatta bir selam verecek bir imam imamlık eder. Her tervîha (dört rekat) kıldıklarında iki tervîha arasında bir tervîha (dört rekatlık bir namaz) süresi kadar beklerler/dinlenirler. Beşinci tervîhadan (dört rekattan) sonra da aynı miktar bekledikten sonra cemaatle Vitir namazını kılarlar. Böylece Vitir hariç yirmi rekat kılmış olmuş olurlar.” İşte bu Hanefî imamlarımızın mezhebidir. Allâh onlara merhamet eylesin.
(Eknot: Hz. Ömer, Ramazan ayında sahabeleri toplayıp Übeyy b. Kab’ın imamlığında 20 rekat teravih kılmalarını emretti. Sahabelerden kimse buna karşı çıkmadığına göre bu hususta sahabenin (sukûtî) icmaı oluşmuştur. [Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’, 1/288])
İmam Mâlik, Hz. Ömer ve Hz. Ali’nin (r) görüşlerine uyarak 36 rekat kılınması gerektiğini söylemiştir. Buna karşılık deriz ki: Bu görüşün onlara ait olduğu meşhur değildir.
Eğer 16 rekat daha eklerlerse bakılır; eğer kasıtları (bu 16 rekatı) cemaatle değil de münferiden kılmak ise bunda sakınca yoktur. Hatta müstehaptır.
Yok, eğer Mâlikîlerde olduğu gibi (bu 16 rekatı) cemaatle kılarlarsa mekruh (fazilete aykırı) olur. Zira nafile namazların cemaatle kılınmasını müstehap sayarsak –farzlarda olduğu gibi– cemaatle kılınması daha faziletli olurdu. Daha faziletli olsaydı geceyi ibadetle geçiren müçtehitler toplanır ve daha çok fazilet elde etmek için gece namazlarını cemaatle kılarlardı. Lakin böyle bir fazilet ne Rasûlullâh’tan (s) ne de sahâbeden (r) rivayet edilmediğine göre (fazladan 16 rekatı cemaatle kılmanın) fazileti yoktur. Böyle bir fazilet sabit olsaydı Terâvîh bünyesinde sabit olurdu ki o da sabit olmamıştır.
(Eknot: İmam Muhammed: Teravih ve Kusûf namazı hariç hiçbir nafile namaz cemaatle kılınmaz. [Kudûrî,Şerhu Muhtasari’l-Kerhî, 1/536])
Teravih Namazı Evde Kılınır mı? (Münferit Kılınışı)
İmam Tahâvî İhtilâfu’l-Ulemâ adlı kitabında şöyle buyurmaktadır: Muallâ b. Mansûr İmam Ebû Yûsuf’un şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Bir kimsenin Ramazan ayında imamla kıldığı gibi teravih namazını evinde kılmaya gücü yeterse onun evinde kılması bana göre daha güzeldir.” Bu rivayet Zâhirurrivâye’ye muhaliftir.
Bu hususta meşayıh (r) ihtilaf ettiler. Onlardan bazıları bu kimsenin sünneti terk ettiği için günahkâr olacağını söylemişlerdir. Zira Rasûlullâh’tan (s) rivayet edildiğine göre o, kıldığı teravih namazları cemaatle kılmıştır. Sahâbesinden de aynı şey nakledilmiştir ve fakihler bu hususta ittifak etmişlerdir. Bazılarına göre ise sadece fazileti terk etmiş olur ve bunda bir sakınca yoktur. Çünkü Amr, Sâlim ve Nâfi’den rivayet edildiğine göre onlar evlerine çekilir ve cemaatle kılmayıp münferiden kılarlardı.
Cemaatin fazilet olduğu bilinen bir şeydir. Sahih olan şudur ki: Teravih namazını cemaatle kılmak bir sünnet-i kifâyedir. Mescit ehlinin/cami cemaatinin hepsi cemaatle kılmayı terk etmiş olsalar sünneti terk etmiş ve günah işlemiş olurlar. Eğer mescitte cemaatle teravih namazı kılındığı halde bazıları evlerinde yalnız başlarına kılmış olsalar sadece fazileti terk etmiş olurlar ve günahkâr olmazlar.
Mescitteki cemaate katılmayıp evde cemaatle kılma hususunda ihtilaf edildi. Doğrusu şudur ki cemaatte de fazilet vardır, mescitte de. Buna göre evde cemaatle kılan sadece bir fazilete haiz olmuş, diğerini terk etmiş olur. Aynı ölçü farz namazlar için de geçerlidir.
Teravih Namazı Aralarında Hangi Dualar ve Zikirler Okunur?
Her tervîhadan (dört rekattan) sonra bir tervîha (dört rekat) miktarı beklemek, Hasan b. Ziyâd’ın İmam Ebû Hanîfe’den naklettiği gibi müstehaptır. Zira böyle yaparak “terâvîh” isminin manası (“dinlenme”) pratiğe dökülmüş oluyor. Ayrıca seleften böyle gördük.
Haremeyn’in (Mekke ve Medine’nin) âlimleri iki tervîha arası bekleme hususunda icma ettiler. Mekke ehli tervîhalar arasında tam bir tavaf (yedi şavt) yaparlardı. Medine ehli ise tervîhalar arasında beklerken münferiden dört rekat daha kılarlardı. Bundan dolayı Mekke ehlinin teravıh namazı vitir namazı ile birlikte 23 (20+3) rekat, Medine ehlinin teravih namazı ise 39 (20+16+3) rekattır. Bunun gibi her beldenin ahalisi iki namaz arasında beklerken bu miktar ya tesbih ediyor ya namaz kılıyor ya da susarak bekliyorlar.
Beşinci selamdan (yani ikişer ikişer kılındığında 10’cu rekattan) sonra dinlenme meselesine gelince. Meşâyıhtan bazıları bunda sakıncanın olmayacağını söylemiş iseler de çoğunluk bunun müstehap (hoş) olmadığını söylemiştir. Sahih olan da budur. Bekleme her tervîha (dört rekat) tamamlandıktan sonra müstehaptır ki bu tervîhalar beş tanedir. Bunun dışındaki uygulamalar Haremeyn ve diğer müslüman beldelerin ahalisinin ameline muhaliftir.
Teravih Namazına Nasıl Niyet Edilir? Doğru Niyet Şekli
“Teravih namazına” veya “vaktin sünnetine” veya –eğer Ramazan ayının içerisindeyse– “gece namazına” diye niyet etse teravih namazı için niyeti geçerli olur. Öğle vaktinde “öğle namazına” veya “vaktin farzına” diye niyet etmenin geçerli olması gibi. Kayıtsız bir şekilde sadece “namaza” veya “nafileye” diye niyet etmesi geçerli (olsa da burda ihtilaf vardır). Mütekaddim meşâyıhtan bazılarına göre en doğru görüş geçerli olmamasıdır. Zira teravih namazı (bir nafile değil) sünnettir. Sünnet namazlar ise nafileye veya kayıtsız bir şekilde namaza niyet etmekle eda edilmiş olmazlar. Hasan b. Ziyâd’ın, İmam Ebû Hanîfe’den sabah namazının sünneti hakkındaki rivayeti buna örnektir. Bunun sebebi bu namazların, farzlar gibi (belli bir vakte) tahsis edilmiş namazlardan olmalarıdır. Bunların mutlak (yani kayıtsız) bir niyet ile eda edilmezler.
Mütaahhir ulemanın çoğuna göre ise teravih namazı ve diğer sünnet namazlar mutlak niyetle eda edilebilirler. Zira onlar da nafiledir. Nafileler ise mutlak niyetle eda edilebilirler. Lakin Rasûlullâh (s) teravih namazına muvazebet ettiği için ihtiyat olan, “teravih namazına” veya “vaktin sünnetine” veya –eğer Ramazan ayının içerisindeyse– “gece namazına” niyet edilmesidir. Diğer sünnet namazlarda ise ihtilaftan kurtulmak için “sünnete” veya “Rasûlullâh’ın kıldığı namaza” diye niyet eder.
Farz, vitir veya teravih namazından başka nafile kılan birine uyarak teravihe niyet etmenin hükmü:
Bazıları buradaki ihtilafı teravih namazına niyetteki ihtilafa bina etmişlerdir. Teravih namazının mutlak niyetle eda edilemeyeceğini söyleyenler bu meselenin de sahih olmayacağını söylemektedirler. Zira teravih namazı ancak kendisine has niyetiyle yerine getirebilir. Niyeti farklı olan bir imamın niyetiyle değil.
Teravih namazının mutlak niyetle eda edilebileceğini söyleyen meşâyıhtan bazılarına göre bu durumda bunun sahih olacağını söylemeleri icap eder.
En doğrusu şöyledir: Farz, vitir veya teravihten başka nafile kılan birine uyarak teravih namazına niyet etmek geçerli değildir. İşbu ihtilafa göre eğer selam vermeden yatsı namazına teravih namazını eklemek isterse en sahih görüşe göre geçerli olmaz. Zahir olan budur. Zira mekruhtur. Aynı şekilde yatsı namazının son sünnetine -selam vermeden- eklerse yine sahih olmaz.
Eğer kendisi, teravih namazının ilk veya ikinci iki rekatını kılacakken beşinci veya onuncu iki rekatını kılan bir imama uyarsa ne olur? Meşâyıh ihtilaf etse de doğrusu bu uymanın sahih olacağıdır. Zira teravih namazı birdir. İkincisine veya birincisine niyetin herhangi hükmü yoktur. Görmüyor musun ki bir kimse ilk rekattan sonra üçüncüye niyet etse dahi o ikincisi yerine geçer. Bunun delili şöyledir: Bir kimse öğle namazının son sünnetinde öğle namazının ilk sünnetini kılana uysa (farz namazından sonra bir namaz kılınmış olması hasebiyle son sünnetin vukuu) caiz olur. Bu minvalde teravih namazı için de geçerli olması evladır.
Teravih Namazında Kıraat: Ne Kadar Uzun Okunmalı?
Bazısı şöyle demiştir: “Akşam namazında okuduğu kadar okur. Zira farz namazların en hafifi odur.” Bu görüş isabetli değildir. Çünkü bu miktarla Ramazan ayı içerisinde hatim gerçekleşmiş olmaz. Bazısı yatsı namazında okuduğu kadar okur, demiştir. Zira teravih namazı vakit hususunda yatsı namazına tabidir. Bazısı ise her rekatta 20-30 ayet kadar okunacağını söylemiştir. Zira rivayet edildiğine göre Hz. Ömer (r) namaz kıldıracak 3 kişi çağırtmış ve ne kadar okuyacaklarına dair talimat vermiştir. Birincisine her rekatta 30 ayet, ikincisine 25 ayet, üçüncüsüne de 20 ayet okumasını emretmiştir. Hasan b. Ziyâd’ın Ebû Hanîfe’den yaptığı nakle göre ise her rekatta 10 ayet veya buna denk bir miktar okur.
Ezcümle; Hz. Ömer’in söylediği fazilet, Ebû Hanîfe’nin söylediği sünnettir. Zira onlar bir kere hatim yapmanın sünnet olduğuna ittifak ettiler. İki hatim ise fazilettir. Hz. Ömer’in buyurduğu miktarda iki hatim, Ebû Hanîfe’nin buyurduğu miktarda ise bir hatim okunmuş olur. Çünkü teravih namazının rekatları 600’dür. Kuran ayetleri ise 6200 küsürdür. Buna göre her rekata (yaklaşık) on ayet denk düşmektedir.
Cemâluddîn el-Ğaznevî’nin el-Hâvi’l-Kudsî adlı eserinde geçtiğine göre eğer imam, cemaate ağır geleceğinden korkarsa (namazın içindeki son) oturuşlarda Tahiyyât’tan fazlasını okumaz ve kıraatte Fatiha’dan sonra sadece üç kısa ayet, İhlas suresi veya bu miktar okur.
“Teravih namazı mutlak niyetle caiz olmaz” diyenler şöyle demektedir: “Ramazan ayının her on günü özel ve ayrıcalıklı olduğu için her on günde bir hatim okumak en faziletlisidir. Bunu yapmak için de her rekatta 30 ayet okumak gerekir.”
Namazda Birinci Rekatın İkinci Rekattan Uzun Olması Hükmü
En faziletlisi rekatların eşit olmasıdır. Hasan b. Ziyâd’ın İmam Ebû Hanîfe’den rivayet ettiği gibi. Hz. Ömer’den (r) de böylece gelmiştir. Lakin rekatların farklı olmasında bir sakınca yoktur. İkinci rekatın kıraatini ilk rekatın kıraatinden uzun tutmanın müstehap olmadığı hususunda –diğer namazlarda olduğu gibi– ihtilaf yoktur. İlk rekatın kıraati ikinci rekatın kıraatinden uzun tutulursa bunda bir beis yoktur. Ancak İmam Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf’un muhtar olan görüşleri bunun hilafınadır. Yani her iki rekatın kıraatleri eşit olması gerekmektedir. Hasan b. Ziyâd İmam Ebû Hanîfe’den böyle nakletmiştir. İmam Muhammed’e göre ise ilk rekatın kıraati ikinci rekatın kıraatinden uzun tutulması en faziletli olandır. Bu üç imamın ihtilafı öğle ile ikindi namazı için de aynı şekildedir.
İmamın Teravih Namazını Oturarak Kıldırması Caiz midir?
İmamın teravih namazını özürlü veya özürsüz oturarak kıldırması ve cemaatin ayakta kılma meselesine gelince. Bu konudaki görüşler iki hüküm etrafında konuşlanmıştır: Cevazı ve müstehaplığı.
Cevazı hakkındaki görüşler: Meşâyıhtan bazılarına göre İmam Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf’a göre caiz olsa da Muhammed b. Hasan, farz namazına kıyas ederek bunun caiz olmayacağını söylemiştir. Bazısına göre ise hepsine göre caizdir. En doğrusu budur. Zira cemaat böyle bir durumda (yani imamın oturarak kıldurması durumunda) oturarak kılsa caiz olacaktır. Buna göre ayakta kılmaları evleviyetle caiz olur. Lakin farz namaz bunun gibi değildir.
Meşâyıhın buradaki ihtilafı Ebû Süleymân el-Cüzcânî’nin İmam Muhammed’den yatığı bir rivayetten ötürüdür ki onu ileride açıklayacağız.
Müstehaplığına gelince. İmam Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf’a göre müstehap olan, özürleri yoksa cemaatin ayakta kılmalarıdır. Çünkü bu iki imama göre (sabah namazının sünneti hariç nafile/sünnet namazlarını) ayakta kılmak da, oturarak kılmak da caizdir. Lakin kıyam elbette daha faziletlidir. İmam Muhammed’e göre ise ayakta kılınması gerekir.
Ebû Süleymân el-Cüzcânî, İmam Muhammed’e teravih namazını oturarak kıldıran bir imamadan bahseder ve cemaatin ayakta kılıp kılamayacağını sorar. Şöyle cevap verir: “Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf’a göre evet (kılabilirler).”
Meşâyıhtan bazıları İmam Muhammed’in İmam Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf’un görüşünü öne sürmesinin sebibini onun o görüşte olmayışına bağlamışlardır. Ona göre mekruhtur. Sahih olan da budur.
Teravih Namazını Oturarak Kılmak
Bu konuda da görüşler iki hüküm hakkındadır: Cevaz ve müstehaplık. Cevazı hakkında ihtilaf edilmiştir. Kimisine göre caizdir kimisine göre değil. En doğrusu (diğer nafile ve sünnet namazlarda olduğu gibi) caiz oluşudur. Ancak sabah namazının sünnetini özürsüz bir şekilde oturarak kılmanın caiz olmadığına icma etmişlerdir. Hasan b. Ziyâd’ın İmam Ebû Hanîfe’den rivayet ettiği de buna muvafıktır.
Caiz olmadığını söyleyenler teravih namazını sabah namazının sünnetine benzetmektedirler. Caiz olduğunu söyleyenler ise sabah namazının sünnetinde olduğu gibi teravih namazının özel bir ihtimama nail olmadığına ve bundan dolayı diğer nafileler gibi olduğuna kail olmuşlardır.
Caiz olmadığını söyleyenlere karşı Ebû Süleymân el-Cüzcânî’nin İmam Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf ve Muhammed b. Hasan’dan yaptığı rivayet aleyhlerine bir delildir. Bu rivayette (oturarak kılabilirler fetvasının verirken) özürlü veya özürsüz ayırımına gitmediler.
Müstehaplığına gelince. Sahih olan oturarak kılmanın müstehap (hoş) olmayışıdır. Zira bu, mütevatire ve selefin ameline (r) terstir.
Teravih Namazını Dörder Rekat Kılmak
Bir kimse ikinci rekatta teşehhüt miktarı oturduktan sonra selam vermeden kalkıp dördüncü rekatta selam vererek dört rekatı tek bir selamla kılarsa meşâyıhtan bir azınlığa göre ikinci iki rekatı caiz olmaz. Zira onlara göre ikişer kılınması gerekmektedir. Çoğuna göre ise doğrusu her ikisinin caiz oluşudur. Zira bu kişi her iki rekatı tamamlamış ve namazı bozacak bir şey yapmamıştır ki (ikinci iki rekatı geçerli olmasın). İlk tahrîme (iftitah) tekbirini devam ettirerek iki namazı birleştirmiştir. Bu ise namazın bozulmasını gerektirmez.
Aynı şekilde eğer her ikinci rekatta oturduğu halde bir selamla altı, sekiz veya on rekat kılsa ilk grubun görüşüne göre sadece ilk iki rekatı caiz olur geri kalanı değil. Müteahhir ulema bu hususta ihtilaf etse de geneli şöyle demiştir: “Her iki rekat (teşehüüdün) teslîme (yerine sayılmasıyla tamamlanmıştır).” Doğru olan da budur. Zira bu kişi her iki rekatın sonunda oturmakla o iki rekatı kayıtlamış olur. […]
Eğer bilerek bir selamla ve her ikinci rekatta oturma kaydıyla teravih namazının yirmi rekatını kılsa ilk gruba göre sadece ilk iki rekatı geçerli olur. Müteahhir ulemanın geneline göre ise her rekatı geçerli olur. Doğrusu genelin söylediğidir.
Teravih Namazı Vakti Ne Zaman Başlar ve Biter?
Şeyh İmam İsmâil ez-Zâhid ve bir grup şöyle dedi: “Yatsıdan veya vitirden önce veya sonra fark etmez, fecrin doğuşuna kadar gecenin tümü teravih namazının vaktidir. Zira teravih namazı gece ibadetidir. Buna göre vaktinin tek şartı gece olmasıdır.”
Belh ve Buhara meşâyıhının geneline göre teravih namazının vakti yatsı ile vitir namazlarının arasıdır. Eğer yatsıdan önce veya vitirden sonra kılarsa vaktinde eda etmiş olmaz. Zira rivayetler bu şekilde gelmiştir ki bu husustaki rivayetler meşhurdur.
Doğrusu şudur: Teravih namazının vakti yatsı namazı ile imsak (fecrin doğuşu) arasıdır. Yani vitirden sonra teravih namazını kılsa caiz olur. Yatsıdan önce kılsa caiz olmaz. Zira teravih namazı, yatsıdan sonra kılınması emredilen bir sünnettir. Bu açıdan teravih namazı, Ramazan ayı dışında yatsı namazından sonra kılınması sünnet olan namazlara benzemektedir.
Kılınmayan Teravih Namazının Kazası Olur mu?
Eğer teravih namazını bir kimse kaçırırsa vakti çıktıktan sonra cemaatle mi kılacak cemaatsiz mi kılacak? Meşâyıhtan bazılarına göre Ramazan ayı geçmeden kaza edilir. Bazılarına göre hiç kaza edilmez. Doğru olan da budur. Zira Terâvîh namazı Yatsı veya Akşam namazının (son) sünnetinden daha kuvvetli bir sünnet değildir. İmamlarımıza göre bunlar kaçırıldığı vakit kaza edilmezler. Öyleyse Terâvîh de kaza edilmez.
Onun cemaatle kaza edilmeyeceğine dair delil icmadır. Eğer kaza edileceğini kabul edersek kaçırıldığı gibi kaza edilir. Kaza ederken tek başına kılması, Akşam namazının sünnetinin kazasında olduğu gibi, müstehaptır. Her şeyi bilen Allâh’tır.
Teravih Namazında Rekat Sayısını Unutmak
Eğer yirmi mi yoksa onsekiz mi kıldıkları hususunda şüphe ederlerse meşâyıhtan bazısına göre ihtiyaten cemaatle iki rekat daha kılarlar. Lakin şüpheden dolayı teravih namazını fazla kılmak caiz olmayacağı için buna itiraz edenler olmuştur. Doğrusu şudur; sünnet olan sayıyı tamamlamak adına ihtiyaten herkes tek başına iki rekat daha kılar. Böylelikle teravih namazı haricindeki nafile bir namazı cemaatle kılmaktan sakınmış olurlar.
Dört Rekatı İki Farklı İmamın Kıldırması Durumu
Her biri iki rekat kıldırmak suretiyle dört rekatın (yani bir tervîhanın) iki imamın kıldırmasında meşâyıhtan bazılarına göre bir sakınca olmasa da doğrusu bunun güzel (müstehap) olmayışıdır. Zira Harameyn (Mekke ve Medine) ve diğer beldelerin ahalisinin uygulaması her bir dört rekatın tamamını tek bir imamın kıldırmasıdır. (Eğer bir dört rekatı bir imam diğer dört rekatı başka bir imam kıldırmak suretiyle) imamların değiştirilmesi iki tervîha (dört rekat) arasındaki bekleme menzilesindedir.
Teravih Namazını Geciktirmek ve Sahura Doğru Kılmak
En faziletlisi gecenin çoğunu namaz ve bekleme ile geçirmektir. Meşâyıhtan bazıları “Teravih namazını gecenin yarısından sonrasına kadar geciktirmek müstehap değildir” demekle meseleyi yatsı namazının geciktirmesine benzetmişlerdir. Doğrusu şöyledir: Bunda herhangi bir sakında yoktur. Hatta müstehap ve daha faziletlidir. Zira teravih namazı bir gece ibadetidir. Gece ibadetini gecenin sonuna doğru yapmak ise daha faziletlidir.
İmam Ebû Cafer et-Tahâvî Meâni’l-Âsâr’ında şöyle buyurmaktadır: “Bazılarına göre vitir namazından sonra nafile yoktur ve eğer vitirden sonra nafile kılınırsa vitir bozulmuş olur ve tekrardan kılınması gerekir. Diğerleri ise onlara muhalefet edip demişlerdir ki: Vitir namazından sonra nafile kılınmasında bir sakınca yoktur ve eğer kılınırsa vitir bozulmuş olmaz. Bu, İmam Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf ve Muhammed b. Hasan’ın görüşüdür (r).”
Her şeyi bilen Allâh’tır.

